Alkali Hidrojene Su ve Sağlık

SU VE VÜCUDUMUZ (sayfanın solunda yazacak, okuyucu üzerine ‘’tık’’layınca aşağıdaki yazılar açılacak)

* İnsan vücudunun %75’ini su oluşturur.
* Bu suyun %75’ini beynimiz,
* %22’ sini kemiklerimiz,
* % 2’sini dişlerimiz kullanır.
* Yeni doğmuş bir bebeğin vücudunun %97’si,
* Sağlıklı bir yetişkinin vücudunun %75’i,
* Yaşlı bir insanın vücudunun ise %65’i sudur.

Suyun insan sağlığı için önemi bu oranlardan hemen anlaşılmaktadır. Vücudumuzun tüm fonksiyonlarını gerçekleştirebilmesi için ihtiyacımız olan suyu dünyadaki az veya çok kirlenmiş çeşitli kaynaklardan temin ederiz.

Kirli su kaynaklarını temiz içme suyu haline getirmek için bilim insanları uzun yıllardır çalışmakta ve çok çeşitli içme suyu arıtma sistemleri geliştirmektedirler. Bu sistemlerin temel amacı sudaki kirletici maddeleri sudan almaktır.

Ancak suyu arıtarak temizlemek ile sağlıklı su haline getirmek arasında çok fark vardır. Arıtmada yapılan işlem, suyu bir şekilde sonradan içine karışmış olan; fiziksel, kimyasal ve biyolojik yabancı maddelerden kurtarmaktır.

İnsan, hayvan vücudu ve bitkiler su için can atarlar. Çünkü su canlılar için çalışan bir makinedeki gres yağı gibidir. Bütün hücrelerimizi, dokularımızı, organlarımızı çalıştırır. Vücudumuzun verimli çalışabilmesi için en önemli yardımcı, vücudumuzun içini ve dışını temizleyen, toksin ve zehirli maddeleri vücudumuzdan atan muhteşem bir sıvıdır. Su bedenimizin, bizatihi organlarımızın kendilerinde, damar ve kas dokularımızın, beynimizin içindedir.

Dolaşımın temel sağlayıcısı olan kanımızın en yüksek bileşeni su, soluduğumuz havadaki oksijen gibidir. Nasıl havada oksijen bulunmadığında yaşam olmazsa, suyun olmadığı kan da pıhtılaşmış, siyah, hareket edemeyen, canlılığı kalmamış bir hale dönüşür. Su beslenmemiz için gerekli maddeleri hücrelerimize ulaştırarak taşıma görevi yapar. Besinlerin hücrelerimizde yanarak enerjiye dönüşmesini, sonrasında da ortaya çıkan toksin artık maddelerin vücudumuzdan atılması görevini de yapar. Tüm hücrelerimizi etkileyerek derimizin zamansız eskimesini yani yaşlanmanın geciktirilmesini sağlayabilecek en etkin anti-aging maddedir. Bedenimizin dışını temizlediği gibi, bedenimizin içinde birikmiş olan kirlilikleri ve toksinleri de arındırır.

Sağlıklı ve uzun yaşam konusunda araştırma yapan bazı antropologlar ve bilim insanları dünyanın beş değişik bölgesinde, yetişkin hastalıklarına hiç yakalanmadan 120 yaşına kadar yaşayan, hatta 75-80 yaşlarında çocuk sahibi olan insanları incelemişlerdir. Pakistan’da Hunza’ da; Ekvator’da Makamba’ da Gürcistan ve Kazakistan’da yaşayan bu insanların sırrının buzullardan gelen, bol miktarda oksijen ve alkali antioksidan mineral içeren, molekül grup yapısı küçük, alkali yapıda su olduğunu saptamışlardır.

Bu keşif, aslında insanlığın çağlardır aradığı mükemmel sağlıklı ve uzun yaşama kavramına giden yolu göstermektedir. Yaşamın temel dinamiğinin su olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir

* Vücudumuzun yaklaşık %70 ‘i su olduğu için, sağlığımızın bozulmaması için bu oranı korumalıyız. Vücuda alınan hiçbir madde su kadar önemli değildir.
* Vücut su dışında hiçbir içecek ile susuzluğunu tam olarak gideremez. Su dışındaki içecekler vücudumuzu dehidrate ederek susuzluk ve beraberinde mineral kaybına neden olurlar. Fazla tüketilen çay, kahve,alkol di-üretik olduklarından su kaybına neden olurlar.Çok tüketildiklerinde dengelemek için bol miktarda su içilmelidir.
* Sadece insan vücudunda değil, tüm canlılarda hücre, doku ve organların sağlıklı çalışması ve sağlıklı kalması için en önemli rolü su üstlenir.
* Su, gıdaların iyi sindirimini; iyi absorbe edilmesini bu sayede kimyasal ve enzimlerle ilgili tüm reaksiyonların uygun şekilde gerçekleşmesi için gereken ortamı sağlar.
* Su iyi ve etkin bir kan dolaşımı için gereken temel maddedir
* Vücuttaki toksinlerin en etkin şekilde atılmasını sağlar.
* Vücudun soğutma sistemidir.
* Yeterli miktarda ve kalitede su içmemek; hücrelerde kronik dehidrasyona sebep olur.Hücrelerin kapasitelerini kullanamaz hale gelmesi , bağışıklık sisteminin çökmesine ve hastalıklardan korunamaz duruma gelmesine neden olur. Hastalıklar öncelikle dehidrate hücrelerde ortaya çıkar. Genel anlamda bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan bu durum : Vücudumuzun kimyasal, hormonal, pH dengesinin bozulmasının ve hastalıklara açık olmanın temel nedenidir.Dehidratasyon sadece sıcak yaz günlerinde değil, her zaman ortaya çıkar. Doğru suyu içerek yaşamak insan hayatının en önemli gereksinimidir.