Sağlığın Temeli Vücut ph Dengesi

Şimdiye kadar beslenme alışkanlıklarınızı, hayvani et içermeyen taze sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenmeye sistemine çevirmeyi denediniz mi? Muhakkak ki yemek yeme alışkanlığını değiştirmek kolay değildir. Ama, bütün zorluklara rağmen, bitkisel beslenmenin fizyolojik bir gereksinme olduğunu iş işten geçmeden farkına varmamız şarttır.

Beslenmemizin pH derecelendirilmesi 1 ila 14 arasındadır. En yüksek asidite derecesi (1), en yüksek alkalite derecesi ise (14) dür

Vücut kimyamızın sağlıklı olabilmesi için vücut pH ‘ının (7,4) gibi çok hassas bir sınır içinde olması gerekmektedir. Bu hassas dengeyi koruyarak fiziksel, duygusal ve zihinsel bütün vücut fonksiyonlarımızın sağlıklı işlemesi sağlayabiliriz.


İyi bir sindirim için mide çevresi asitik olması gerekirken, bağırsakların çevresi ideal olarak alkali olmalıdır. Ancak modern yaşamda uygulanan sağlıksız beslenme nedeniyle bağırsaklar olması gerektiğinden çok daha fazla asitik olmakta, böylece zararlı parazit ve bakterilerle dolu sağlıksız bir bir bünye oluşturmaktayız.

Seçimimiz hangi yönde olacaktır? Toksik, asitik, anaerobik (oksijensiz), parazit dolu, sistemik olarak hastalıklara yatkın bir bünye mi? Yoksa, Alkali, bol oksijenli hücreler içeren, son derece güçlü, bir çok hastalıkla mücadele edebilecek kapasitede bir bünye mi?

Alkali formdaki mineraller 5 adettir. Bunlar:

Kalsiyum, Potasyum, Sodyum, Magnezyum ve Demir mineralleridir.


* İnsan vücudu homeostazi (organizma iç ortamında normal değerlerin korunması hali) fonksiyonuna bağlı olarak vücut sıvısını pH 7,365 seviyesinde tutmaya çalışır.
* Buna bağlı olarak, vücut her bir organın da dengesini korumaya çalışır ve bunun için pankreastaki pH 8,8 seviyesindeki en yüksek pH değerine sahip alkali vücut sıvısını kullanır. Diğer yandan ise vücuttaki asidik oluşum sürekli olarak vücudun kendini koruma işlevini zayıflatmaktadır. Tüm bunlar olurken görünürde hiç bir hastalık belirtisi olmaz.
* Alkali hidrojene su içmek vücutta fiziksel olarak oluşan asidikliği engelleyerek yaşlılık hastalıklarından korur ve vücudun homeostazi fonksiyonunu destekler.